Herşeye rağmen
"Alıntı" Karanlığı senin kadar iyi bilemem ama belkide söylerim anlamazsın herşeye rağmen kelimeler pes eder de isyanların yenilirse gerçeğe bir gün koca dağlar konuşmassa ne farkeder yüzünde mutluluk çizgileri görmek isterim endişe yerine NEV'den..
aydınlığı gördüğümden bazen emin değilim
sessizliği senin kadar iyi bilemem ama
bakışların neler söyler anlar gibiyim
seni çok sevdiğimi hissedersin bilirim
eğer koşmak sarılmak gelirse içinden
bil ki bende öylesine hasretim
ama olsun
ayakta kalma savaşı bu
engellere engellere rağmen
herşeye rağmen
varolma savaşı bu hayat bu
engellere engellere rağmen
kendini yitik bir savaşçı gibi hissedersen eğer
kaç kez yıkılsak da kaç kez baştan başladık
yolu yok dalıp dalıp da gitsen de
kimbilir nerelere sessizce
durgun sular akmaz ama derindir bilirim
sen kimbilir hangi kavşakta bir başına
yüreğini al git kimseler olmasa da yanında
sen gül ,gül ki güller açsın benimde kalbimde
ah şu engeller , engelleri yıkmak geliyor içimden
boş sözlere gerek yok
seni yanımda istiyorum
Tükenme,Tüketme
Harika 1 hikaye Paylaşmak istedim SEVdiklerimle.... Patates, Yumurta ve Kahve Kahveyim ben kahveeeeeeee...!!!!
Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden; Her gün hayatinin ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.
Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gün onu mutfağa götürdü.
Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, Bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı.
Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.
Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altındaki ateşi kapattı.
Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu.
İkincisinden yumurtayı çıkardı.
Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?"
"Patates, yumurta ve kahve" diye alaylı bir cevap verdi kızı.
"Daha yakından bak bir de" dedi baba , "patatese dokun."
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
"Ayni şekilde, yumurtayı da incele". Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı.
Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı "Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? "
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de ayni sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.
Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurta sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
"Sen hangisisin" diye sordu kızına.
"Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?"
"Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? "
"Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracakcaksın? "
"Yoksa, Kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin "
Siz Hangisisiniz.........?
TÜKENDİğiMde
Ben Evet ben im derken zaten ben olduğum aşikar biliyorum ama sanki böyle daha anlaşılır daha sesli daha haykırır gibi.. BEN TÜKENDİğiMde Nokta koyma zamanı gelmiş demektir... Gücüm yeterse... Anlayana Anlayabilene Anlamak isteyene Değerimi bilene Umarsız olmak can yakar Öğrendim Öğrendiğimde çok genç değildim Ha dur Umarsız olmak değildir can yakan, yanlış cümle kurmuşum Birileri umursamaz olur Senin canın yanar SEN UMURSAnılmak istersin... Öğrenirsin, öğrenirsin de... kim bilir hangi zaman Hangi mekan... ÖĞREN UMURSAnılmadığında . (nokta) koyabilecek gücü bulmalısın ÖĞREN ! Ben'im Gururluyum ama APTAL değilim...
31 miii ! ¿
Hele 1 durr daha 30u sindirmeden 31 mi oldum ki¿ E ee ama daha doğmadım ben 31 yıl önce bugün bile.. Bunal(ım)dım.... Drım drım drım... Üfüü :F zıp. ı p . ben
Siyah ve Mor
Ve…yapabilecek gücüm… Küçücük odama sığdırdığım onca eşya..dolabım, yataklarım, bilgisayarım, bilgisayar masam, kitaplığım, sehpam, cd’lerim…kitaplarım…oyuncaklarım..bir sürü ıvır zıvır.. Anılarım ve ben… Hepsi yerinde dursa ve ben siyah’ımla tümünü boyasam Bir ben mor kalsam… Nokta gibi, kıpırtısız Hangi köşeye sığınsam gizlenemesem… Bir ben kalsam küçük mor nokta olsam… Nereye gitsem mor olsam Gizlenmek istediğimde morları arasam ve ona sığınsam… Hatta YOK Olsam… 03,01,07 02,20 Çiğdem Yüksel
ANLAmsız
Korkumdan korkuyorum Kırgındır! Ve
Sinek! vızıldama artık...
Neden dünden beri bu sinek vızıldayıp duruyor kulağımın dibinde, nedir benden istediği, oysa sevmez sinekler beni koluma konmalarıyla kalkmaları bir olur. Bunu bile dert etmiştim ya bi ara, yaa ne var bende, neden bu sinekler kanımı istemiyor, pes demiştim sonra kendime pes, her zaman yaptığım gibi kendime kızmıştım…. En kolay yolu mu seçiyorum her zaman, başkalarını suçlamak mı zor olan… Dün sabah neşe içinde kalkan ben değil miydim yatağımdan, kendi kendime gülümsememiş miydim, aynada yüzüme yansıyan o pırıltıyı bana yaşattığı için sevdiğime bir kez daha minnet duymamış mıydım? Dün sabah değil miydi tüm bunlar, çokkk önceden yaşamışım gibi… Daha dün gidilecek görülecek yerlerin listesini çıkarmamış mıydım, keyifle paylaşmıştım sevdiklerimle önce şuraya gideriz ondan sonra işte şuraya, yaa özledim çok özledim trenler beni çağırıyor dememiş miydim.. Hani hep yüreğim bedenime çok geldiğinde gitmek isterim ya, gitmeli gitmeli derim, kısa kaçamaklarım olur bazen, yenilenip, yenip dönerim… Bu defa başkaydı sevdiceğimle gidecektim… Ardımda birilerini bırakmak için olmayacaktı bu gidişim… Sinek ! vızıldama git başımdan… Erkenden yattım yatağıma dün gece, uyumalıydım, uyku huzurum olmalıydı… Şanslıysam güzelde bir ruya görür kim bilir bulutların üzerinde uçar, denizin derinliklerine dalardım, hevesim kursağımda kaldı şansım azdı ki çok debelenmeden uyudum, huzurlu muydum? Hayır, uçtum, daldım mı? Hayır !.. Neyse ki uyuyabildim bir de sabaha kadar hüzünlü şarkılar eşliğinde şu sinek gibi vızırdamak vardı.. şükür ki o olmadı… Bu sabah nasıl kalktığımı umursamadım bile, kulaklarımı tıkadım kendime, O yüzden mi ki bu sinek vızıltısı? Vızzzz vızzz vız Offf sinek ! vızıldama git kulaklarımın dibinden !... Hani bi zamanlar hiç bitmez dediğim bi kalp sancım vardı Hani soluk alıp almamak arasında bir hallerdeydim Şaşarım kendime onca yıl nasıl dayanmış bu cılız beden o ruh haline… Defalarca ölmek isteyen yüreğim onunla didişip duran beynim. Söz vermiştim kendime, bedenime, yüreğime, beynim Yok çok acı, azcık, belki… Hey ! Ben çok severken acı çekenlerdenim Hey ! Ben var ya ben hüzünbazın biriyim. Hey !… Sinekkkk !!!!!!! Vızıldama !!!!!!!!! Git artık……………………………..!!!!!! Vız Vız Vızzzz Zıp ı p .
Bitti
"Alıntı" pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini Offfffff offfffff beni bitiren şarkılardan...
camlar buğulanmaz arkandan ve silinmez sevdan
pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini
el sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya
o son noktanın öncesinde, sonrasında sonra
olmadığın zamanlara bak tepetaklak
sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi
gözlerime baksana gözlerime,gözlerimize
sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim
hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git
gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma
ipek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha
daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere
nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
pencerem boşluğa açılır, göremem gidişini
el sallayamam hiç sana ve yuvarlanır dünya
pencerem boşluğa kapanır, yüreğim dolu dolu
camlar buğulanmaz bir zaman , hatıra olur sevdan
sana 'git' diyen kimdi, milyonlarca benden birisi mi
gözlerime baksana gözlerime,gözlerimize
sana 'bitti' diyen kim, ben sadece git demiştim
hangi yıldızı görüp seçersen göklerden ona git
gül kokulu odamda kim gülümser uyanışıma
ipek geceliğinde kaç çığlığını duyarım daha
daha kaç gün dayanır bu köhne yürek sürgitlere
nereye gidersen git ama sakın 'bitti' deme
gün batar usul usul kararır gece
bardaktan boşanır yağmur sel olur gider.
gündüzler geceler ne zaman biter?
şu batan güneş nereye gider?
buharlaşır yeniden dökülen su,
bulutları sil pencerenden sevgi devrialemi bu,
yeniden doğar herşey,
'herşey bitti' dediğin anda bir gül kök salar damarlarında,
herşey biter bir şey bitmez
herşey biter bir şey bitmez
bitti
Bilinmeyen
O kapının ardın da? Ne güzel anlatmış Cahit Külebi bilinmeyeni.... Kim bilir belki ben de bir gün.... BILINMEYEN
O ki bardaga dökülen seraptir
(Bal yogunlugundadir, sicaktir, isiktir)
O ki sabah erken bir bahçedir
(Çayir kokusudur, serinliktir, muttur)
O ki esen yeldir kar erirken
(Çigdemdir, agaç çiçegidir, oksayistir)
O ki içilen sudur kana kana
(Özlemdir, doymayistir, kardestir)
O ki bir yüce irmaktir akar
(Ürküntüdür, bas dönmesidir, gidistir)
O ki maviligi belirsiz denizdir
(Bugulanmadir, düstür, sevmekte ölümdür)
O ki bir ince kizdir ak tenli
(Yasamdir, umuttur, gözyasidir)
Cahit Külebi
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin
Birer birer kayıp giderde her bir sevilen, yenisi gelmez, eline geçmez hele ki değeri hiç bilinmeyen, yürekte varsa sevgiden de ötesi, sen ağlasan da boş, ışıkta yaksan nafile, odan karanlık hep loş, hayatın emri hep koş, bayağı bir bekledim boş, yaşantım sanki bir savaş ve hoşta bazen, ateş kesildiğinde ve de sular durulduğunda, yoksa hep gülerdi insan, hep kalırdı masum, saygıda bir kusur ettiğinde minnetinde değeri yok, kafalarda hesaplar yapılır ve mesafeler konur, fakat bu kalp unutmaz, unutamaz ki zaten, her kalp yıkılır ancak yenisi bulunamaz bir mesken, her anım birini özler, rüyada yolunu gözlediğim, düşünceler ve benliğimle canlanır tüm hatıralarım, bitince yalnızım, gözümü açtığımda kalmışım yanımda ailem ve birde arkadaşlarım Ceza&Sezen Aksu Gelsin bakalım gelsinnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn, bildiği gibi. (nokta)
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak
unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak
Şimdi boşuna bakma saate zaman geç oldu, dün annem elimi tutarken bugün 29 da doldu, vakit can almaz ancak can yakar, fakat bir bekle bak, knock out olursan çok sakat, mücadeleyle geçen hayatta son round, kazanmak herkes ister, ne istediğini bilmektir önemlisi var mı listen, hayallerin, hırsın, cesaretin, sabır selametimse intikam felaketimdir, ne mektebimde vardı huzurum, ne vardı evde, çıkıp bir başıma ağlamaktı belki caddelerde, hayallerin kurulduğu ve düşlerin yok olmadığı, bu gözlerinse dolduğu, zamanın donduğu bir yerdeyim, düşünceler dumanlı dağlar aynı, gözse puslu, bir bakmışım mesafeler uzun ve tozlu, benimse yol yürür gider bir seyyah olurum, ne paranın bir değeri vardır aslında, ne de şerefle onurun
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak
unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak
Ameleydim eskiden şafak sökerdi her gün işe giderken, cebimde yoktu bir kuruş ve Üsküdar’ımın her bir yeri yokuş, her gün yeni bir suç, ittiler fakat ben olmadım tuş, kanatlı doğmamış kuş, vakit hiç geçmemişti, ben hep aynı yerde saydım,
ekmekle vardı kavgam daha bir sertti günler, ve geçmişeydi saygım, gelecekti kaygım, kelebekti kalbim, akar giderdim olsa bile bir derdim hep gülerdim, ve ağladığımı görebilen bir annem birde ben, inceden bir perde vardı gözlerimde, göz görür fakat dilim susardı, ayaklarım, elim, kolumda bağlı, hayat bu dile kolay velakin her bir yerine ağrı, ve kimi zaman düşündüm, aslında hiç üşenmedim ben hep düşündüm, hayata karşı dört silahşör hep güler sanmıştım, bu öyle lanet olası tos bir pembe ki bir baktım her şey ciddi hemen uyandım
Gelsin hayat bildiği gibi gelsin, işimiz bu yaşamak,
unuttum bildiğimi doğarken, umudum ölmeden hatırlamak
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>



